Pan di Stelle, yeni aşkım. Yemeye doyamadığım İtalyan kurabiyeleri. 10 tanesi artı bir fincan çay genellikle benim akşam yemeğimi oluşturuyor. Canım tatlı istediğim anda, hemen saldırıyorum bu kurabiyelere. Sütle de çayla da çok enfes oluyorlar. İtalya'ya yolunuz düşerse herhangi bir süpermarketten alabileceğiniz bu kurabiyeleri mutlaka deneyin.
the universe is made of stories, not of atoms.-muriel rukeyser
Saturday, March 31, 2012
Pan di Stelle
Pan di Stelle, yeni aşkım. Yemeye doyamadığım İtalyan kurabiyeleri. 10 tanesi artı bir fincan çay genellikle benim akşam yemeğimi oluşturuyor. Canım tatlı istediğim anda, hemen saldırıyorum bu kurabiyelere. Sütle de çayla da çok enfes oluyorlar. İtalya'ya yolunuz düşerse herhangi bir süpermarketten alabileceğiniz bu kurabiyeleri mutlaka deneyin.
Wednesday, March 28, 2012
İyi ki doğdun Didem
Bu fotoğrafta karşımda gördüğünüz güzel kız Didem. (kırmızı ayakkabılı olan.:) ) Ve bugün de onun doğum günü. Lady Gaga ile aynı günde doğmuş yani. Çok tatlıdır Didem. Ben Didem'i çok seviyorum.
İyi ki doğmuş ve iyi ki Napoli'ye gelmiş, Liege'e gitmemiş. Burda hep beraber eğleniyoruz, zıplıyoruz, gün batımını izlerken yemek yiyoruz, o bana İtalyanca çalıştırıyor.
Nice mutlu yıllara Didem.En iyileri hep senin olsun.
Monday, March 26, 2012
Beirut 'Postcards From Italy'
Bu şarkıyı Didem dinletti bana. Çok güzel çok eğlenceli.
Dinledim ve çok sevdim.
Siz de dinleyin siz de sevin. :)
Saturday, March 24, 2012
3 Türk 3 Alman birgün...
Erasmus ilklerimi yaşayacağım bir deneyim olacak dedim hep kendi kendime ve dün de bir ilkimi yaşadım. İlk defa couchsurfer ağırladık!
Couchsurfingi duymuşsunuzdur ya da şimdi duyun. www.couchsurfing.com adresinden, sizi evinde ağırlayacak kişiler buluyorsunuz. Hem gezerken mümkün olduğunca az para harcamış oluyorsunuz hem de yeni insanlarla tanışıyorsunuz. Biz de Avrupa'yı gezerken couchsurfing yapmak istediğimiz için evimizi insanlara açtık.
Neyse bilgilendirme amaçlı kısa bir girizgahdan sonra gelelim bizim deneyimimize. 3 Alman kız geldi, evimizde kaldı. İki kişilik evinizde zaten 3 kişi kalıyorken gelen 3 kişiyi nasıl ağırladınız diye sormayın, gelenlerin uyku tulumu olduktan sonra 15 kişi bile ağırlarız. Ama biz ne yaptık, üst kattaki iki kişilik yatakta üçümüz yattık, alman kızlar alt katta kaldılar. İkisi benim yatağımı paylaştılar, biri de kanepenin yastıklarından kendine yer yatağı yaptı.
Gece 9'da evimize gelmeleri konusunda anlaşmıştık. Ancak geciktiler, aradık açmadılar biz de acaba başlarına birşey mi geldi ya da gelmekten vaz mı geçtiler diye düşünürken telefon geldi. Napoli'nin kötü şanı konuşmuştu, kızlardan biri herşeyini çaldırmıştı ve karakoldalardı. Daha sonra polislerden kendilerini bizim eve bırakmalarını rica etmişler. Saat 10'a doğru geldiler. Anina, Anna ve Dana... Herşeyini çaldıran kız, yani Anina, bu konuda deneyimliymiş. Barcelona'da ve İstanbul'da da soyulmuş. Ama daha önce sadece cüzdanını çaldırmış hep, ilk defa herşeyini çaldırmış. Herşey derken cüzdanı ve kimliği, iPod'u ve bir hafta önce aldığı macbook air'dan bahsediyorum. Evet kızın çantasıyla beraber herşeyi gitmişti ama bize aldıkları hediye duruyordu. Kocaman fındıklı ritter çikolata... Off düşününce ağzım sulandı yine...
Anina herşeyini çaldıran biri için çok soğukkanlıydı. Ben olsam kendimi yerden yere atar, zırıl zırıl ağlardım. Kız üzgündü ama yaptığı espirilerle hepimizi güldürüyordu.
Biz kızları beklerken çok heycanlıydık, çünkü hiç tanımadığımız üç insan gelecekti ve biz onların hikayelerini öğrenecektik. Yaşanan kötü olay nedeniyle hikaye anlatma faslı polisiye başladı. Ben de yazın Malta'da çaldırdığım iPad'imi anlattım. Bıçakla tehdit edilme, soyulduktan beş dakika sonra kimliğin iade edilmesi, polisin hemen olayın ardından gelmesi konulu hikayeler bittikten sonra İtalya'ya neden geldiklerini sordum. Biz de bir gece kaldıktan sonra Amalfi'de bir köye gideceklermiş, bir hafta kalacaklarmış ve burda ödev yazacaklarmış. Amalfi ne alaka dedim ve aldığım cevabı çok sevdim. Birlikte güzel bir yerde güzel vakit geçirirken ödev yapmak için gelmişler. Cevap cümlesini değil ama cevabın mantığını ve kızların özgürlüklerini çok sevdim.
İşte böyle bir gece geçirdik, sabaha kızlar erkenden kalkıp gittiler. Önce karakola ardından Amalfi'ye... Biz de gelen yeni teklifleri değerlendiriyoruz, her gelen çikolatasıyla geliyorsa böyle hergün gelsin birileri.
Wednesday, March 21, 2012
Gay-Odin: Canı çikolata çekenlere
Bu dükkandan size daha önce bahsetmiştim. Davide bizi gezdirirken bu dükkanın en lezzetli çikolataları yapan yer olduğunu söylemişti ve eklemişti "Napoli'deki değil, dünyadaki en güzel çikolatalar." Ben de daha fazla dayanamadım ve kendimi bu çikolata cennetine attım.
Dükkana girince, biraz hayal kırıklığına uğradım doğrusu. Çünkü zihnimde çikolata şelaleleri, çikolata havuzları, çikolata banyoları, çikolatadan insanlar falan hayal etmiştim. Ama tüm bunlar yerine bildiğimiz çikolatayla karşılaştım. Renk renk, boy boy çikolatalar.
Ama paskalya çikolatalarının hakkını vermeliyim. Tadını bilmiyorum ama al, vitrinine koy, o derece tatlılar yani.
Canım bunlardan hiçbirini almak istemeyince, ben de kendimi dondurmaya verdim.
Mekan çok meşhur, e fiyatlar da doğal olarak ortalamanın biraz üstünde. 2 top dondurma 2.5€. Dışarda 1.5-2€ arasında değişiyor. Neli yesem diye seçemedim bir türlü, ben de en lezzetlisinden 2 top verin dedim. Dondurmacı çikolatalı -ama ne tür çikolata inanın bilmiyorum- ve fıstıklı 2 top dondurma koydu, üstüne krema sıktı, dondurmayı süsledi ve verdi. Yediğim diğer dondurmalardan kat be kat daha güzel gözüküyordu ama diğer dondurmalardan daha lezzetliydi diyemem. Burda bütün dondurmalar çok güzel. Ama bazen bazı italyanlar görüyorum, algida yiyorlar, anlamıyorum. "Senin böyle dondurmaların varken neden soğutulmuş krema yiyorsun be kardeşim?" demek istiyorum ama demiyorum. Neyse yediğin dondurma neye benziyordu derseniz, işte bu derim:
Tam dondurmamın fotoğrafını çekiyordum ki, yanımdan geçen ve benim Türk olduğumu anlamayan iki Türk bana bakıp "Oha dondurmanın bile fotoğrafını çekiyor kız." dediler. Diyecek birşey bulamadım, ben de dönüp tip tip baktım. Evet kardeşim çekiyorum dondurmanın fotoğrafını, sanki her gün mü yiyoruz böylesini. Siz de kınamayın beni.:)
Monday, March 19, 2012
Babalar gününüz kutlu olsun
Happy St. Giuseppe's Day!
festa del papa
Bugün burda babalar günü. Şaşırmayın babalar günü dünyanın her yerinde farklı tarihlerde kutlanıyormuş. Ama burda babalar gününe özel bir tatlı var! Zeppola!! Profiterol gibi... Bu ay boyunca her yerde satılıyorlardı ama bugünden sonra her yerde bulamayacağımızı öğrendik ve üzüldük çünkü çok lezzetliler. Bir de zeppolini var, zeppolanın küçüğü. zeppolacık gibi...
Bu tatlıyı yedikten sonra İtalya'da baba olmak varmış dedim.
Babacım, seni çok seviyorum. İyi ki benim babamsın.
festa del papa
Bugün burda babalar günü. Şaşırmayın babalar günü dünyanın her yerinde farklı tarihlerde kutlanıyormuş. Ama burda babalar gününe özel bir tatlı var! Zeppola!! Profiterol gibi... Bu ay boyunca her yerde satılıyorlardı ama bugünden sonra her yerde bulamayacağımızı öğrendik ve üzüldük çünkü çok lezzetliler. Bir de zeppolini var, zeppolanın küçüğü. zeppolacık gibi...
Bu tatlıyı yedikten sonra İtalya'da baba olmak varmış dedim.
Babacım, seni çok seviyorum. İyi ki benim babamsın.
Friday, March 16, 2012
Trattoria Nennella
Önceki yazılarımın birinde size bu lokantadan bahsetmiştim. O gün çok sıra olduğu için girememiştik buraya. Ama dün o kadar mükemmel bir zamanda gittikti, lokanta açılmadan 2 dakika önce, henüz kimse yokken.
Bize burdaki garsonların kabalığıyla meşhur insanlar olduğu söylenmişti. Ama sahibi o kadar tatlı ki garsonlar napolice ne derse desin lokantanın sahibi ingilizce çok kibardı. Menüyü anlayamadık ve adam bize herşeyi tek tek açıkladı.
Makarna yedik. Spagetti Napolitan diye birşeyin olmayışı beni derinden üzmüş olsa da menüdeki spagetti pomodoronın(domatesli makarna) bizim bildiğimiz Spagetti Napolitan olduğunu düşündüm. Hazal ıspanaklı, ricottalı, kremalı midye kabuğu şeklinde enfes bir makarna istedi. Makarnasının üstüne ekstra parmesan isteyince garson italyanca ya da napolice birşeyler söyledi, lokantadaki herkes güldü!!! Ne dediyse artık.
Biz de Didem'le karidesli spagetti istedik. Sonuç: Spagetti üzerine konulmuş bir böcek oldu. Didem nasıl açacağını bilemeyince lokantanın sahibinden onun için açmasını rica etti. Adam yeni bir tabak, yeni çatal bıçaklarla geldi, şarkı söyleye söyleye, bir ameliyat yaparmışçasına ince çalışarak karidesi açtı. Ben kendi karidesimi açmayı başarabilmiştim, kabuklarını yeni gelen tabağa koymak istedim. O arada adam karidesimin kafasını bir çatalı ve bir kaşığı maşa gibi kullanarak aldı ve bana "hadi em" dedi. Karidesin kafasını gövdesinden ayırdığım taraftan karidesin beynini emdim. Lezzetli miydi? Evet. İlginç miydi? Evet.
Biz giderken çok çekinmiştik bize nasıl davranırlar diye ama sakın siz çekinmeyin. Lokantanın sahibi çok içten davranıyor, çok tatlı. Zaten diğer garsonların ne dediğini anlamıyorsunuz, rahat olun.
Makarnanın tabağı 5€. Eğer menü isterseniz menüdeki her kategoriden bir yemek istiyorsunuz ve 12€ ödüyorsunuz. İçecekler de dahil bu fiyata. Midesine güvenen gelsin. Yemekten sonra meyve ve yemek esnasında bir büyük şişe maden suyu ikram ediyorlar. Ama bunlar bize özel ikramlar mıydı yoksa herkese yapılan ikramlar mı bilemiyoruz.
Bu mekanı sevdim. Biz yediklerimizden memnun kaldık. Şefin söylediğine göre domatesli makarna da çok lezzetliymiş. Makarnayı domates sosundan yapmıyorlar, taze domatesten yapıyorlar. Restoranın mutfağı da ziyarete açık. Adamlar temziliklerine bu kadar güveniyorlar yani. Biz mutfağa girdiğimizde tüm garsonlar domatesli makarna yiyorlardı. Bize de önerdiler. Oldukça lezzetli görünüyordu.
Son bir not. Masaya ekmek de servis ediyorlar ama bu makarnayla beraber ekmek yemek için değil, tabakta kalan sosu sıyırmak için. Aklınızda bulunsun:)
Subscribe to:
Posts (Atom)
