Monday, March 5, 2012

Peki ya siz beni ne kadar özleyeceksiniz?

     Gidiyorum. Valizimi hazırlarken en güzel elbiselerimin tam yanına heyecanlarımı ve hayallerimi de koydum. Aynaya bakıyorum, yerimde zıplıyorum heyecandan. Gözlerimin içi ışıldıyor, bunun farkındayım. Mutluyum. Daha da mutlu olacağım.
     Kendimi geliştirmeye gidiyorum. Sevmeye ve sevilmeye, tanımaya ve tanınmaya gidiyorum. Hayallerime doğru gidiyorum. Siz de mutlu olun benim adıma.
     Sarıldığım her insana, hoşçakal dediğim her insana yüreğimden bir parça bıraktım. Neyse ki insan kalbi kendini hızla yenileyebiliyor da tanışacağım yeni insanlara da verebilecek kadar kaldı yüreğimden.
     "En çok kimi özleyeceksin?" diyor arkadaşlarım bana. Herşeyden, herkesten biraz özleyeceğim, ama affedin beni, bu 5 ayı tamamen özleyerek geçiremem. Sizi hatırladıkça gülümseyecek kadar özleyeceğim, hatırladıkça ağlayacak kadar değil.
     Peki ya siz beni ne kadar özleyeceksiniz?
     Gülümsediğiniz anlarda, beraber mutlu olduğunuz anlarda beni de hatırlayın, o bana yeter.:)



napoli 

Sunday, March 4, 2012

Gazella Gezi Blogerı Yarışması


Sevgili arkadaşlar,
Bir çılgınlıktı benim için bu yarışmaya katılmak, hatta cesaret ederken zorlanmıştım.
Ama tam bana göreydi, henüz çok yeni olan blogumda 3 tane gezi yazısı vardı, ve bu yarışmaya katılım şartı da en az 3 gezi yazısı yayınlamış olmaktı.
Ne kaybederim dedim ve 3 aşamalı bu yarışmaya başvurup herşeyi akışına bıraktım:)
Ve sonra o mail geldi,
Jüri elemesini yani 1. aşamayı geçtiğimi, sıranın 2. aşamada yani halk oylamasında olduğunu söyleyen mail.
O günden beri evin içinde zıplayarak dolaşıyorum.
Bu aşamada ilk 10'a girmem gerek. 
Sizden ne mi istiyorum?
Bu linke tıklayıp blogumun adının (kubraso.blogspot.com) yanındaki yıldıza basarak benim için oy kullanmanızı tabi ki:)
3 oy hakkınız var, çekinmeden kullanabilirsiniz:)
Ama merak etmeyin, salı günü İtalya'ya gidiyorum ve 5 aylık Avrupa maceramın her adımını, gördüğüm öğrendiğim herşeyin her ayrıntısını bu blogdan paylaşacağım:)
yani 3 gezi yazısıyla kalmayacak:)

Kendinize çok iyi bakın, oy vermeyi unutmayın:)
Yıldızınız bol olsun:)

Thursday, February 9, 2012

Anna

Anna , onun elini tutup çekici bir tavırla gözlerinin içine bakarak "Güle güle." dedi. "Çok sevindim." Göz kırptı. "Karınıza, onu eskisi gibi sevdiğimi ve eğer durumumu bağışlamazsa, bir daha hiç bağışlamamasını istediğimi söyleyin. Çünkü sonradan beni bağışlayabilmesi için benim çektiğim acıyı çekmesi gerekir. Tanrı onu esirgesin."

Ne paragraf.
Anna...
Acı içinde, aşık, pişman ve suçlu...
Toplumun gözündeki suçluluğundan bahsetmiyorum, toplum baskısına karşı durabildiği için onu takdir etmiyor değilim.
Bir erkeği başka bir erkek uğruna terk ettiği için suçlu. Hayır Karanina'dan bahsetmiyorum, Sergey'den bahsediyorum. Anna bir anne olarak suçlu, Sergey'i terk ettiği için, Anni'yi Sergey kadar sevemediği için suçlu.
Aşk insana bunu yaptırır mı? Bu derece bir aşk var mıdır? Kendi gururundan, oğlundan, kızından, geleceğinden vazgeçebilir mi insan? Bu derece bir aşkı tattığı için kıskanıyorum Anna'yı. Ama yine de onun yerinde olmak istemezdim.
Ve özür dilediği kişiye bakın. Kiti! Hem de kimin aracılığıyla? Levin!!!
Kendi hayat tecrübemi de katarak(bak bak sen!) işlerin çok çabuk değişebileceğini söylüyorum. Bugün iyi olan yarın kötüdür, bugün kötü olan yarın iyidir. Çoğu insan için bu böyle. Levin de bu çoğu insandan biri. Peki ya Kiti???
Ben böyle değilim. Benim için bugün kötü olanın yarın iyi olabilmesi çok zahmetli bir yoldur ki henüz bu yolu göze alan dünün kötüsü bir insanla karşılaşmadım.

Anna Karenina'yı henüz okumadıysanız, mutlaka okuyun.

Wednesday, February 8, 2012

İngiltere mi Malta mı?

Son günlerde beni arayıp "Kübra, dil eğitimi için İngiltere'yi mi Malta'yı mı önerirsin?" diye soran çok fazla kişi var. Ben de bu işi genel hatlarıyla derlemek istedim.

-En önemli soru: gerçek amacın ne?

Friday, January 20, 2012

Bir günümden

Tünel Starbucks'tan herkese sevgiler.
Yanımda koca kırmızı bir kitap, koca kırmızı çanta ve uyku. Huzur.
Dünyanın en güzel yeri midir fransız sokağı yoksa sizin yanınızdayken her yer güzelleşir mi? Çünkü, bilirsiniz, HASAL dünyanın en güzel binası değildir ama yine de hiçbir şeye değişmem, çünkü içinde siz vardınız, o koridorlarda biz vardık.
Sizi seviyorum.
Topshop'ın yanındaki Starbucks'tan herkese günaydın.
-Kadın olsaydınız burayı bilirdiniz.-

Wednesday, January 4, 2012

22:22

saate bir baktım; 22:22 olmuş. acaba kim beni düşünüyor diye düşünürken tüm sevdiklerimi geçirdim aklımdan, tek tek...

Tuesday, January 3, 2012

Dünyanın en güzel kitap ayraçları benimkiler


Kitap ayracı olarak çiçek kullanmak güzel olurdu. Sonra, kitap bitince kuruyan çiçekleri bir kutuda toplardım. Hem kaç kitap okuduğumu da saymış olurdum böylece, çiçeklerin üstüne onları hangi kitapta kullandığımı ve yılı da yazardım. Bu ilhamı bana Anna Karenina arasında kuruttuğum karanfil verdi ve ben giderek bu fikre aşık oluyorum. Bana bol bol çiçek alabilirsiniz, kullanacak çok yerim var:)

(bu karanfili hatırladın mı? goncaydı çingene sana zorla sattığında, kardeşim sapını koparana kadar suda kaldı, bekledi, birazcık açtı sanki.:) )